Tasarım düşüncesi · NOT 08
Tasarımda akıl ve kalp: stüdyodaki terazi ne anlatıyor?
Stüdyodaki terazinin bir yanında beyin, diğer yanında kalp var. Tıklayınca ağırlık değişiyor. Bu küçük etkileşim, tasarımda işleyen bir yapı ile hissedilen bir karakteri birlikte düşünme biçimimi anlatıyor.
Bu yazıda
Teraziyi neden sabit bırakmadım?
Bir tasarım kararında bazen akışın açıklığı öne çıkar, bazen anlatımın duygusu. Bir formu doldururken hızlı ve anlaşılır ilerlemek isteriz. Bir portfolyoya ilk kez girerken ise nasıl bir insanla karşılaştığımızı hissetmek önem kazanabilir. Terazinin hareket etmesi, bu ağırlığın duruma göre değiştiğini görünür kılıyor.
Terazi burcu olmam da bu nesneye kişisel bir bağ kuruyor. Ama burada astrolojik bir açıklama yapmıyorum; denge fikrini bir tasarım metaforu olarak kullanıyorum. Tek bir tıklamanın farklı bir duruma geçmesi, uzun bir manifesto okumadan fikri deneyimleme imkânı veriyor.
Akıl tarafı hangi soruları sorar?
Akıl tarafında görevin kendisi vardır. Kullanıcı hangi işlemi tamamlayacak, hangi bilgiyi arıyor, nerede hata yapabilir? Bir menünün konumu, okunabilir yazı boyutu, açık bir geri dönüş yolu ve yükleme davranışı bu soruların parçalarıdır. Bunlar görünüşten ayrı bir mühendislik katmanı değil; tasarımın doğrudan içindedir.
Örneğin bir blog yazısı açıldıktan sonra kapatma düğmesini aramak zorunda kalmak, deneyimdeki akışı bozar. Düğmenin güzel bir biçimi olması bunu telafi etmez. Önce ziyaretçinin yapacağı işi tamamlamasına yardım etmek gerekir. Küçük bir görev testi, fikirlerimizin gerçekten çalışıp çalışmadığını gösterir.
Kalp tarafı neyi korur?
Kalp tarafı, aynı işi yapan iki deneyimi birbirinden ayıran kişiliği korur. Bir cümlenin tonu, kâğıt hissi veren bir yüzey, tanıdık bir ses veya fotoğrafın kadrajı burada önem kazanabilir. Benim stüdyomda Panda’nın karşılaması ile duvardaki kişisel notlar bu alanda duruyor.
Duygu tasarlamak, her yere duygu anlatan cümleler yazmak demek değildir. Bazen nazik bir hata mesajı, bazen de hareketin zamanlaması yeterlidir. Bir düğmenin hemen karşılık vermesi hem akıl hem kalp tarafına dokunabilir: ne olduğunu anlarsın ve arayüzün seni duyduğunu hissedersin.
Bir kararı iki taraftan da geçir
Yeni bir efekt eklemek istediğimde kendime iki soru sormayı yararlı buluyorum: Bu hareket neyi açıklıyor? Bu hareket nasıl bir his bırakıyor? İlk soruya cevap veremiyorsam süsü azaltmayı, ikinci soruya cevap veremiyorsam anlatımın tonunu yeniden düşünmeyi seçebilirim.
- Önce ziyaretçinin yapmak istediği işi tek cümleyle yaz.
- Sonra deneyimin karakterini yine tek cümleyle tarif et.
- Tasarımı gerçek bir görevle dene; yalnızca beğeni sorma.
- Duyguyu koruyarak kaldırabileceğin bir ayrıntı ara.
- Kalan ayrıntıların okunabilirliği ve kontrolü zorlaştırmadığını kontrol et.
İyi işin ikisini de taşıdığını düşünmem bu yüzden. Terazinin bir tarafı anlık olarak ağır basabilir; önemli olan diğer tarafın tamamen kaybolmaması. Tasarımın hem işleyen hem de kendine ait bir sesi olan hâlini arıyorum.
