Stüdyo günlüğü · NOT 02
Portfolyomu neden bir 3D stüdyo olarak tasarladım?
Bu portfolyonun çıkış noktası, işlerimi ve kişiliğimi aynı yerde göstermekti. Bir stüdyo fikri, projeler arasında dolaşırken beni de tanıyabileceğin bir düzen kurmama yardımcı oldu.
Bu yazıda
İşlerin yanına bir insan koymak
Bir portfolyoda proje adı, ekran görüntüsü ve kullanılan disiplinler kolayca sıralanabilir. Ama o işleri yapan kişinin neye merak duyduğunu aynı açıklıkla anlatmak daha zor. Ben tasarımın yanında dijital ürünlerle, gitarla ve tiyatroyla ilgileniyorum. Bunların ayrı birer madde olarak kalmasını istemedim.
Stüdyoda bu yüzden hem bir sergi hem de kişisel bir köşe var. Gitar bir nesneye, tiyatro maskeleri küçük bir sahneye, fotoğraflar duvardaki portreye dönüştü. Bunlar bir yetkinlik iddiası ya da ödül vitrini değil; tanışmayı biraz daha doğal hâle getiren ayrıntılar.
Panda ve Avokado neden burada?
Pandacado benim ana şirketim. Dijibee ve Penguen CRM ise farklı ihtiyaçlara odaklanan alt markalarım. Panda ve Avokado, bu dünyanın karakterini taşıyan iki figür. Panda ziyaretçiyi karşılıyor; Avokado ise bir fikrin küçük bir başlangıçtan gelişmesini hatırlatıyor.
Panda’yla açılan sohbet de bu nedenle bir dijital rehber olarak konumlanıyor. Karakterin benimle ilgili temel bilgileri anlatması, bir sonraki durağı göstermesi ve ziyaretçiyi doğru yere yönlendirmesi anlamlı. Rehberin Caner’in kendisi olduğunu düşündürmek yerine ne yapabildiğini açıkça belirtmek, bu samimiyetin bir parçası.
Sergide ekranın yanında bağlam var
Bir web sitesinin ekran görüntüsü yalnızca yüzeyini gösterir. O yüzeyin kime ait olduğunu, hangi ihtiyaç için üretildiğini ve projedeki rolümü bilmek de gerekir. Bu nedenle kendi markalarımı ve müşteri projelerini aynı mülkiyet diliyle anlatmıyorum. Kendi markalarımda kurucu, ürün ve tasarım tarafındayım; müşteri projelerindeki rolüm Pandacado ile tasarım ve geliştirme.
Sergi mantığı bu ayrımı görünür kılmaya yarıyor. Önce işin görüntüsünü görüyorsun, sonra künyesine bakabiliyor, istersen ilgili siteye geçebiliyorsun. Bir ekranı büyütmek ile başka bir siteye gitmek ayrı hareketler. Böylece ziyaretçi kendi hızında karar verebiliyor.
Odanın yeni sayfası: duvardaki notlar
Blog odasını, bitmiş işlerin yanına düşünme sürecini de koymak için ekledim. Duvardaki sticker’lar kısa birer çağrı: birine dokunduğunda yazı açılıyor, okuma bittiğinde aynı mekâna dönüyorsun. Bu sayfadaki yazıyı doğrudan bir bağlantıdan okuyabiliyor olman da tasarımın bilinçli bir tarafı.
Bir güncellemede dönüp baktığım temel soru şu: Bu ayrıntı beni daha iyi tanımana mı yardımcı oluyor, yoksa yalnızca ortamı mı dolduruyor? Bir oda doldukça her yeni nesne değer katmıyor. Bazen karakteri kuvvetlendiren değişiklik, bir şeyi büyütmek ya da eklemek değil, ona nefes alacak alan bırakmak oluyor.
